"DEMOKRASİ KAVRAMI SİHİRLİ SÖZCÜKLERDEN OLUŞMUYOR"
DİYEN EĞİTİMCİ NURETTİN ERDİL GERÇEK ANLAMDA DEMOKRATİK BİR TOPLUM YARATMAK İÇİN BİLİNÇLENMENİN ÖNEMİNE VE EĞİTİME VURGU YAPIYOR.
Demokrasi Yunanca "halk" kelimesinin karşılığı olan "demos" ve "idare" manasına gelen "kratos" kelimelerinin birleştirilmelerinden türetilen bir kavram. En klasik anlamıyla halkın iktidarı yani "Halkın kendi kendini yönetmesi" Peki nasıl oluyor bu "Halkın kendi kendini yönetmesi" Demokrasi dediğimizde tabi ki halkın özgür iradesiyle temsilcilerini seçtiği temsili demokrasiyi anlıyoruz. Yönetilen halk kendi içinden kendisini yönetecekleri seçiyor. Kavramsal boyutuyla kolay anlaşılır olsa da, konu demokrasinin pratiğine geldiğinde fotoğraf biraz flulaşıyor. Eğitimci Nurettin Erdil'le demokrasi çerçevesinde ilginç tespitler içeren renkli bir söyleşi gerçekleştirdik.
Demokrasi kavramı sihirli sözcüklerden oluşmuyor diyerek gerçek anlamda demokratik bir toplum yaratmak için bilinçlenmenin önemine ve eğitime vurgu yapıyorsunuz. Bu konuyu biraz açabilir misiniz?
Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri olan demokrasi bîr yönetim biçimi olmasından öte aynı zamanda bir yaşam kültürü. Sosyal hayatın bütün alanlarına yönelik bir vizyon sunan ideal bir sistem. Ama unutmamalıyız ki demokrasi "hokus pokus" diyerek istenilen her şeyin çarçabuk yapıldığı bir sihirbazlık gösterisinin adı değil. Gerçek manada demokratik bir toplum yaratmak için hepimize çok iş düşüyor. Şöyle düşünün altınızda son model bir Mercedes otomobil var, ama siz onu sadece pazar arabası olarak kullanıyorsunuz. Çok absürd bir durum değil mi? Demokrasiyi sadece belirli zaman aralıklarıyla yapılan seçimlerden ibaret görüyorsak feci şekilde yanılıyoruz. Tekrar altını çizerek söylüyorum; demokrasi sadece bir yönetim biçimi değil aynı zamanda bir yaşam kültürü. Çevremize karşı daha duyarlı bir bakış açısı gerektiren bir görgü meselesi. Kendi haklarını sonuna kadar kullanmak kadar başkasının haklarına da saygı göstermek. Ve daha iyi nasıl yaşarız sorusunun cevabını sadece seçilmiş yöneticiler düşünsün dememek. Bunu yapabilmek içinde bir fikrimizin olması gerekiyor. Demokrasinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanabilmek için bilinç düzeyimizi yükseltmemiz icap ediyor.
Söylediklerinizden katılımcı demokrasinin daha da yaygınlaştırılması gerektiği çıkarıyoruz. |
|
Evet, söylemek istediğimiz işte tam olarak bu. Artık gelişmiş batı toplumlarında katılımcı demokrasi denen bir olgu var. Seçim oldu, oyumuzu verdik, vatandaşlık görevimizi yaptık durumunda değiller. Sivil toplum örgütlerine üye oluyor insanlar. Kent yönetimine, ülke yönetimine katkıda bulunmak istiyorlar Gözlemliyor, fikir üretiyor, tartışıyor ve seçilmiş yöneticilere olgunlaştırılmış projelerle yol gösteriyorlar. Kolektif aklın ürünü olan öneriler yetkililerce dikkate alınarak gereği yapılıyor. Kamuoyunun ülke gündeminin belirlenmesinde önemli bir gücü var. Bu tabi ki çok sağlıklı bir yapı. Yönetilenle yönetenin böylesine etkin iletişim içinde olması, toplumsal kazanımların daha da ileriye götürülmesi açısından oldukça önemli.
Ülkemizdeki demokrasi kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Demokrasi kültürünün sindirilmesi noktasında çok ciddi aşamalar kaydettik. Yavaş yavaş ideolojik bakış açısının sığlığından kurtuluyoruz. Hoşgörü, diyalog, uzlaşma gibi kültürel değerler toplumumuzda kök saldıkça olaylara daha ön yargısız bakabiliyoruz. Artık değerlendirmelerde duygusal zaaflar yerine akılcı yaklaşımlar öne çıkıyor. Sloganik söylemler eskiye nazaran daha az ilgi çekiyor.
Bu konuda medyanın üstlendiği rolü nasıl görüyorsunuz?
Özel televizyonların sahneye çıktığı 90'lı yıllardan itibaren medya gündemi belirleyen tartışma ve haber programlarıyla demokrasimizin kalitesine ciddi anlamda katkıda bulunuyor. Olan biteni takip eden büyük bir kamera ordusuyla artık hiçbir şey kapalı kapılar ardında kalmıyor. Bütün tartışmalar halkın gözü önünde yapılıyor. Eskiden çok seslilik aynı sözlerin farklı ağızlarca tekrarlanması olarak algılanırdı. Şimdiyse öyle değil. Artık ülkemizde gerçek manada bir çok seslilik hüküm sürüyor. Kitie iletişim araçlarının yaygınlaşarak etkisini arttırmasıyla, şeffaf bir toplum olma yolunda çok önemli ilerlemeler sağladık. Medya ortak aklın sözcülüğünü üstlenerek hayati bir görev yerine getiriyor.
" Şöyle düşünün altınızda son model bir Mercedes otomobil var, ama siz onu sadece pazar arabası olarak kullanıyorsunuz. Çok absürd bir durum değil mi? Demokrasiyi sadece belirli zaman aralıklarıyla yapılan seçimlerden ibaret görüyorsak feci şekilde yanılıyoruz." |